Kitap/Dergi

SAİT FAİK ABASIYANIK KAFKAOKUR

Dergide 15 yazı bulunuyor. Beğendiğim yazıları hemen sıralayıvereyim; Şövalye Yazarları adlı inceleme yazısı, Azalarak Birikiyor öyküsü, Sarmaşıklar Arasındaki Tavşan Deliği adlı öykü, Kadının Sanatta Ayak İzleri adlı inceleme. 

Bu yazıda daha çok Sait Faik’le ilgili olan yazıları paylaşacağım. 

Seran Demiral, Dosya :

“GÖZ’den geçip gelinen nokta yürektir, Sait Faik yüreğiyle bakar, diğer bir deyişle yüreğiyle sever. 

“Bir yanıyla insana dair ne varsa katman katman açarak bir nevi duyguların soy kütüğünü çıkaran Abasıyanık, bir yandan ressam edasıyla betimlediği imgelerle yazınını sinematografik bir eser dönüştürmede ustadır…

Afşar Timuçin der ki: “Elbette ki güçlü bir düş gücü vardı ama bu düş gücünü besleyen yoğun bir gözlem gücü de vardı. Her şeyden önce bir gözlem sanatçısı, yazarıydı.” 

Fethi Naci’ye göre Sait Faik’in zengin edebiyat anlatısı üç ayrı dönemde izlenebilir:
1948 Lüzumsuz Adam’a kadar insan sevgisinin merkezde olduğu, fakirlerin yüceltildiği, toplumsal ilişkilere ağırlık veren anlatılar ağır basmaktadır 

1952 Son Kuşlar’a kadar süren İkinci dönemde, kent hayatı yaşadığından görece kötümserleştiği ama verimli olduğu bir dönemdir. Bir yandan kent anlatılarına ağırlık verir bir yandan da adada geçen ve adanın sanki insanlardan ayrı, bir karakter gibi belirginleşen öykülere.

1948 doruk noktasındaysa kendi üslubunu bulduğu zamandır.

“Bir kitabı unutulmaz yapan evrenselliğidir bu yüzden hala Sait Faik okumaya devam ediyoruz. Yani insanı anlatıyor. “Rum meyhanecisinden Kürt hamalına bizi farklı etnik ve kültürel arkaplanlarla karşılaştırmasıyla, evrensel insan sevgisinin merkezliğini; bugünün değerleriyle çokça ilişkili edebiyatı doğayla, ekolojiyle kurduğu bağ ile de dikkat çekmektedir”

Yavuz Türk’ün, Dağınıklığın Üsluba Dönüşmesi, yazısı:
“Anlatıcı ile hikaye kişisi, dolayısıyla rüya ile gerçek çoğu zaman birbirine girmiştir öykülerde. Öyküyü artık bir olay değil, zihinsel bir sıçrama ya bugünün tabiriyle bilinç akışına benzer ögeler yönetmeye başlamıştır.
(…)

Sait Faik, ne dönemin edebiyat anlayışında ortaya çıkmaya başlayan varoluşçuluk felsefesinin temalarıyla ilgilidir, ne de Batı edebiyatında aynı yıllarda sıklıkla başvurulan bilinç akışı yönetimini edebiyatına yansıtma hevesindedir. Romanın savruk ve ‘baştan savma’ olması bana biraz tatlı bir acemilik gibi geliyor. 

(…)

Anlatıcının kuralsızlığı durumunu çağrıştırıyor: Hikayeyi keserek araya girme, açıklamalar yapma, okuru bilgilendirme amaçlı malumat verme, karakterler hakkında ahkâm kesme, vb. O, daha çok önemli bulduğu meseleyi dönemin tarihsel koşulları ve edebi zihin yapısına dair işaretler veriyor. O, daha çok önemli bulduğu bir şeylerin altını çizme, inandığı kimi değerleri, başka bir düzleme ihtiyaç duymadan, aklına geldiği gibi ve aklına geldiği yerde, yani hemen o esnada yazmakta olduğu edebiyat metninin herhangi bir noktasında ele alma isteğini güdüyor. İlk baştan beri disipline bir türlü girememiş bu yazı üslubunu ben seviyorum.”


Ben de seviyorum ama Sait Faik’te. Dağınıklık sadece ona yakışıyor o yüzden onda kalmalı diye düşünüyorum.

“Yazmasam deli olacaktım!” diyen yazarımızın öykülerine baktığımızda bir derdi olduğunu görüyoruz. Misal Mahalle Kahvesi eserinde esnaf, işsizler gibi dertli insanlara, toplumun acı çeken kesimleri anlatıyordu. Son Kuşlar eserinde de bize, toplumsal düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanı anlatmaya çalışmış. Onun derdi insandı. İnsanı sevdirerek daha iyi bir dünya kurmak istiyordu. Kitaplarıyla insan sevgisini aşılamaya çalışıyordu.
Gerçek bir yazma aşkı (Sait Faik’te olduğu gibi), kan akışını hızlandıran, zihindeki fikri okurların kalbine ulaştırma isteğinden gelir.

Bu yüzden bence bir yazarın mutlaka ama mutlaka bir derdi, bir davası olmalı! Eminim vardır ama yoksa da bulmaya çalışın. 

“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.” – Sait Faik Abasıyanık

BUNLARI DA SEVEBİLİRSİNİZ

Yorum Yok

Yorum Bırak