Kitap/Dergi

Karamazov Kardeşler

Dostoyevski’nin ölmeden önce günah çıkarttığı bir kitap diyebiliriz. Kendi hayatının üç dönemini üç kardeş üzerinden anlatmaya çalışmış, yine sara hastalığına, ideolojilerine fikirlerine yer vermiş. Yani bu kitapta tek bir kişiyi okuyoruz o da Dostoyesvki; onun psikolojisini okuyoruz. Anladığım kadarıyla Dostoyevski başkalarını değil, kendisini gözlemleyerek yazıyor.
Dışsal değil içsel bir hikayedir. Yani ne olduğu değil, karakterin psikolojisi nasıl ilerliyor, o önemli burada. Yazar, karakterlerin ruhsal çelişkilerini çözümleyebilmek için bir olay yaratıyor. Daha sonra bizden insan hallerini sorgulamamızı ve biraz da empati yapmamızı istiyor. Bu kitabın teması, vicdan diye düşünüyorum çünkü konu dönüp dolaşıp ona geliyor. Biz okurların vicdanına hitap etmeye çalıştığını hissettim. Yani anlayacağınız üzere psikolojik bir kitaptır. Normalde kitaplarda bir sayfa ortam tasvirleri okursunuz ama bu kitapta bir iki sayfa karakterlerin ruhsal betimlemesini okuyacaksınız.

Eser, şehvetperest, düzenbaz, şarlatan ve ahlaksız olan baba Fyodor Pavloviç’in terk ettiği dört oğlu hakkındadır. “Para elimin dekorudur” diyen Dimitri, “Tanrı yoksa her şey mübahtır” diyen İvan ve onun taklitçisi Smerdyakov ve İsa figüründe olan Alyoşa (özellikle son sahnede çok bariz bir İsa tablosu çizilir). Başkahraman en küçükleri olan Alyoşa’dır. Aşırı sağduyulu bir karakterdir. Herkesin içini döktüğü, bir nevi günah çıkarttığı kişidir ki aslında yazarın bize içini dökmesidir. ‘Büyük Engizisyon Yargıcı’ bölümü, kitabın kalbidir. Agnostik olduğunu düşündüğüm İvan’ın uydurduğu bir hikayedir; kasıp kavuran bir engizisyon sırasında İsa (Tanrı) gelir ve insanlar daha o bir şey demeden tanır. Yargıç olan Kardinal onu zindana hapseder ve uzun bir monoloğa başlar. İnsanın adiliğini, dini nasıl tahrif ettiğini ve neden öyle kalması gerektiğini isyanlarla anlatır. Bir sözü can alıcıdır: “Ama şunu bil ki, bu insanlar artık tamamen özgür olduklarına her zamankinden daha fazla inanıyorlar, oysa ki özgürlüklerini bize kendi elleriyle getirdiler ve onu uslu uslu ayaklarımızın dibine bıraktılar.”

BUNLARI DA SEVEBİLİRSİNİZ

Yorum Yok

Yorum Bırak