Kitap/Dergi

KADIN YAZARLAR

Okunması gereken kitap listelerine göz attığımızda bir çok kitapların erkek yazarlardan oluştuğunu görmekteyiz.(Evet,ne yazık ki Kitap Önerileri yazısında biz de aynı hatayı yaptık.)Ve şimdi bu yanlışı telafi etmek istedik

Kadınlar her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da geri plana atılmakta.Bu, ne yazık ki her yüzyılda ve her ülkede yaşanan bir durum. Ondandır ki Emily Bronte ve Charlotte Bronte gibi birçok isim; eserlerini erkek ismiyle yayınlamak zorunda kalmıştır.(Bu yazarlar hakkında bilgi almak isme tıklayınız)Ancak her şeye rağmen kadın, verdikleri mücadelede geleneksel yapının engellerini aşarak var olmayı başarmışlardır.

Erkek dünyasının ezici üstünlüğü(!)nün karşısında direnmek elbette kolay değil.Ancak meşhurdur ki kadınlar inandığı şeyler uğruna mücadele etmekten asla vazgeçmezler. İşte bu listede geçmişten günümüze Türk ve Dünya Edebiyatı’ nda çığır açmış ” kadın yazarlar” ın bir kısmına yer vereceğiz. Evet bu, okyanusun yanında bir bardak suya denk geliyor. Ancak sizinde listede mutlaka olmasını istediğiniz isimler varsa yoruma yazıp okyanusa ulaşmamızda yardımcı olabilirsiniz. Keyifli okumalar.

TÜRK KADIN YAZARLAR

Kadınların susturulduğu ve bastırıldığı bir dünyada “Ben buradayım” demek güç isteyen bir durum. Ne mutlu ki ülkemiz güçlü kadınlarla dolu ve sesleri yıllara meydan okuyarak bizlere ulaşmakta.

Türk kadın yazarlar; geçmişten günümüze roman, deneme, öykü, şiir, makale, senaryo, tiyatro gibi birçok edebi türlerde eserler vermişlerdir. Bu yazarların birçoğu sadece yurt içinde değil yurt dışındaki başarılarıyla da göğsümüzü kabartmış; adları edebiyat tarihimize büyük harflerle yazılmıştır. İşte buraya sığdırabildiğimiz birkaç önemli kadın yazarımız.

HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964)

“Ben bu bayrağın altında doğmuş bir Türk kadınıyım. Burada yaşadım, burada öleceğim.”

Mor Salkımlı Ev

Birkaç vasıf birkaç cümle onu anlatmaya yetmez.Yazar, öğretmen, siyasetçi, gazeteci, akademisyen ve hatta onbaşı. Eli kalem tutarken de silah tutarken de gözü kara; daima ileriye bakan Halide Edip

Üstad Necip Fazıl Halide Edip için; “Türk kadını teknesinde böyle bir örnek yoğurduğu için övünebilir” demekle haksız değildir. Eserlerinde daima bozulan yapıyı eleştirmiş, yaşadığı yılların gelecek adına tehlikelerini usanmadan yazmış, yetmemiş Milli Mücadele de ön safhalarda korkusuzca savaşmış. Sivil olmasına rağmen ilk kadın astsubay olarak “Başçavuş Halide” unvanını almıştır.

Romanlarında eşitsizlikle, cinsiyetçilikle, cahillikle ve yozlaşmayla daima kavga etmiştir. Eserlerini gerçeklere açılan bir pencere olarak kullanmıştır. Bilinçli ve donanımlı bir yazardır.

Küçük yaşlarda sahip olduğu İngilizce ve Fransızca bilgisi II. Abdülhamit’ in gözünden de kaçmamıştı. Bu yüzden Halide Edip’ e ” Şefkat Nişanı“ı vermişti.

1919 yılında işgale karşı İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda yaptığı ünlü konuşma; onu dinleyenleri cesaretlendirmiş ve o dönemde de herkes tarafından bilinmesini sağlamıştır.

Halide Edip Adıvar Eserleri

Heyulâ ,Raik’in Annesi ,Seviyye Talip ,Harap Mabetler, Handan, Yeni Turan,Mev’ud Hüküm
Ateşten Gömlek,Vurun Kahpeye, Kubbede Kalan Hoş Seda, Kalp Ağrısı,Zeyno’nun oğlu ,Sinekli Bakkal, Yolpalas Cinayeti, Türk’ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan, Kurt, Tatarcık, Kerim Usta’nın Oğlu , Sevda Sokağı Komedyası ,Çaresaz ,Hayat Parçaları 

TEZER ÖZLÜ(1943-1986)

Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var:Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun:Bir haykırış!

Çocukluğun Soğuk Geceleri

Kaleminden keder dökülen kadın yazar. Fiziksel olarak farklı şehirleri farklı ülkeleri gezerken,ruhunda da bitmeyen bir yolculuktaydı. Ömrü boyunca arayıştaydı. “Delirmemek için yazıyorum” diyerek zihninde olan biteni eserlerine aktardı.

Etrafına karşı çok duyarlıydı. Yaşadıklarını içselleştirme huyu onu duygu dünyasında karaşaya sürüklüyordu. Bu yüzden belki de bir kaç kez intihar girişiminde bulundu.Kendini bir yere ait hissedip etiketler yapıştırmadı. Her şeyi sorguladı. En çok da kendini…Varlığında bir anlam arıyordu. Bu arayışın sonunda ‘hiç’ olmaya bile razıydı. Zihnindeki fırtınalar her cümlesinde hissediliyordu.

Yalnızca Türk Edebiyatında değil Dünya’da da öne çıkayı başarmıştı. Almanca yazdığı “Bir İntihar’ın İzinde” romanıyla Marlburg Edebiyat Ödülünü kazandı.Aynı kitap “Türkçe’ye Yaşamın İzinde Yolculuk “adıyla yayımlandı.

Onu en iyi anlatanlardan biri Selda Terek,Lirik Prenses Tezer diyerek sesleniyor ona.

Tezer Özlü Eserleri

Eski Bahçe, Eski Sevgi, Çocukluğun Soğuk Geceleri, Bir İntiharın İzinde, Yaşamın Ucuna Yolculuk, Kalanlar

ADALET AĞAOLU(1929-…)

Zaman, sen ne büyük öğretmensin, ah saygıdeğer zaman, sen ne büyük bir bilgesin! Gaddar bir bilgesin ama. Acımasız.

Bir Düğün Gecesi

İyi bir yazar olmak yaşanmışlık gerektirir mi? Kalemin mürekkebi yaşamla ve ölümle yapılan hesaplaşmalarla mı dolar? Eğer öyleyse Adalet Ağaoğlu yaşadıklarının karşılığını yazarlığıyla ödemiştir.

İmtihanlarla dolu bir hayat onunki.Üstelik teker teker değil cümbür cemaat uğruyor yazarın hayatına. Ağabeyinin ve kardeşinin acısını tadar önce. “Fikrimin İnce Gülü” romanıyla yargılanır ve bütün kitapları toplatılır. Tüm bunların üstüne, yazdığı “Bir Düğün Gecesi” kitabına çalıntı damgası vurulur. Ve hepsinin üstüne annesini kaybeder. Acılar nihayete ulaşmaz. Araba çarpması sonrası bedeni ona yeni bir imtihan olmaya başlar.Tedavi arayışı içine girer ancak eski sağlığına kavuşamaz.

Bütün bunlara rağmen direnir Adalet Ağaoğlu. Kalemi bir kılıç gibi kullanır ve var olma mücadelesi verir hayatla.” Dar Zamanlar Dörtlemesi” armağan eder edebiyat dünyamıza. Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır ve Dert Dinleme Uzmanı 

Yaşadığı topluma karşı duyarlılığını eserlerinde daima gösterdi. Bizi bize anlattı samimi üslubu kaleminden düşürmeden.

Her kitabı ses getirdi, defalarca okundu, beyaz perdeye aktarıldı.Anlattığı dönemi en çıplak haliyle sundu okuyucuya. Toplumsal betimlemelerde ustalığını her fırsatta gösterdi biz de. Her kitabında farklı anlatım tarzıyla farklı bir dünya inşa ediyor. Geriye dönüş ve bilinçaltı teknikleri ile hikayeleri daha da derinleştirerek okuyucuyu tesiri altına aldı yıllarca.

Bir röportajında ” Bu kadar uzun yaşamayı hiç istemezdim, kendimden sıkıldım” diyor ve eşini kaybettikten yazmayı bırakıyor.

Adalet Ağaoğlu Eserleri

Bir Piyes Yazalım, Evcilik Oyunu, Çatıdaki Çatlak, Tombala, Sınırlarda, Üç Oyun,Kozalar; Bir Kahramanın Ölümü, Kendini Yazlan Şarkı, Oyunlar, Çok Uzak Fazla Yakın, Duvar Öyküsü, Çağımızın Tellalı, Ölmeye Yatmak, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Yaz sonu, Üç Beş Kişi, Hayır, Ruh Üşümesi, Gece Hayatım, Romantik Bir Viyana Yazı, Dert Dinleme Uzmanı, Yüksek Gerilim, Sessizliğin İlk Sesi, Hadi Gidelim, Hayatı Savunma Biçimleri, Göç Temizliği, Geçerken, Başka Karşılaşmalar, Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar, Yeni Karşılaşmalar

TOMRİS UYAR (1941-2003)

Ben hayır, hiç. Bir erkeğe köle olamam. Değişen bir çağda yaşıyoruz. İlişkiler bozuluyor, üstüne ne kadar titreseniz de. Hem benim mutfağım var, kitaplarım var, yetiyor.

Sekizinci Günah

Edebiyatın gözbebeği;paylaşılamayan, en iyi kadın yazarlar arasında. Bir eserini bile okumayan insanın dahi adını ve hayatını bildiği yazar. Ancak edebiyat dünyasında var olmasının sebebi ilişkilerinden ziyade derin bilgisiyle kelimeleri etkili kullanılabilmesidir. Çeviri ve hikayeleri ile kendini ispatlamıştır. İnsanlar hala Cemal Süreya ve Turgut Uyar’la yaşadıklarını konuşsun biz sanatçı yönünü.

Ayrıntıları kendi penceresinden gösterir okuyucuya. O pencere ki alışılmadık imgelerle süslüdür. Doğrudan anlatmaz aklındakini; her yanında tezatlıklar olan bir labirente sokar sizi. Oradan çıktığınızda ise kestirme yollardan vazgeçtiğinizi görürsünüz. Zihnin gizli kalan köşelerinde gezindiğinden eserleri biraz ağır ve kapalı bir hava barındırır. Yağmur yüklü bir bulut ne zaman yağacak diye beklersiniz.

“Küçük Prens”i Cemal Süreya ile yaptığı çeviri sayesinde tanıdık. Alice Harikalar Ülkesinde,İnci, Kızıl Ölümün Maskesi, Gene Aşk gibi Dünya edebiyatından bir sürü eseri Türkçe’ye çevirmiştir.

Tomris Uyar Eserleri

Dizboyu Papatyalar, İpek ve Bakır, Yürekte Bukağı, Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi, Yaza Yolculuk, Gezegen Kızlar, Sekizinci Günah, Metal Yorgunluğu, Rus Ruleti/Dön Geri Bak, Yazılı Günler, Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar

ELİF ŞAFAK (1971-…)

Şayet insanlar da hayvanlar gibi, maziyi de, geleceği de düşünmeden, birbirlerinin altını oymaya çalışmadan, şu anın içinde kalarak ve bir yudum suyun tadına vararak yaşayabilselerdi, şu dünya daha az mutsuz bir yer olabilirdi.

Ustam ve Ben

Her kitabı ses getiren ve çok satılanlar listesine giren edebiyat tarihine gurur veren başarılı kadın yazarlar içinde anılır. Uçsuz bucaksız kelime haznesi ve onları kullanmakta ki ustalığı kitabın ilk cümlelerinde gösterir kendini. Anlatım tekniklerine dair sahip olduğu bilgileri uygulama tarzındaki başarısıyla her romanda farklı bir yöntemle okuyucuyu kendine çeker.

Yalnızca Türkçe değil İngilizce olarak da yazdığı kitapların sayısı da fazladır. Ona göre İngilizce kitaplarda aklı; Türkçeler de ise gönlü ön plandadır. Bu ikisini mantıksal bir bütünlükte ilerletir yıllardır. Diyalogları ve etkileyici betimlemeleri şiirsel bir üslupla verir. Kitapları okumaz izlersiniz. Kitabın kapağını açtığınızda, bir tiyatro sahnesi kurulur ve orada karakterler oyunlarını sergilemeye başlar.

“Aşk” romanıyla kitlesini daha da genişletmiş ve diğer romanlarına da ulaşma arzusu oluşturmuştur. En çok okunan kitaplarından olan “Baba ve Piç” ,yazdıklarından dolayı hemen hemen her yazar gibi yargılanmasına neden olmuştur .

Türkiye ve Dünya’da aldığı ödülleri nasıl hak ettiğini ve neden bu kadar konuşulduğunu kitaplarını okuduğunuzda anlayacaksınız.

Elif Şafak Eserleri

Kem Gözlere Anadolu, Pinhan, Şehrin Aynaları, Mahrem,Bit Palas, Araf (The Saint of Incipient Insanities çevirisi), Med Cezir, Baba ve Piç, Siyah Süt, Aşk, Kâğıt Helva, Firarperest, İskender, Şemspare, Ustam ve Ben, Sakız Sardunya (Öykü, Çocuk kitabı), Havva’nın Üç Kızı, Sanma ki Yalnızsın, On Dakika Otuz Sekiz Saniye, Aşkın Kırk Kuralı

BUNLARI DA SEVEBİLİRSİNİZ

Yorum Yok

Yorum Bırak